Ara

İnovasyon için Süpermenlere Değil, Voltran’a İhtiyacımız Var

Öykü Nur Karabacak


İnovasyon kültürü nasıl oluşur? İnovasyon için gerekli finansal kaynaklar nasıl geliştirilir? İnovatif bir şirkette hangi yetkinlikler ve yetenekler öne çıkıyor? Sorularınızın cevaplarını Out of the Box Talks serisinin 19.sunda Kastamonu Entegre, İş Planlama ve İnovasyon Direktörü Hüseyin Güler'den öğreniyoruz.




Bugün artık İnovasyonun izole ortamda yeşermesi çok zor.

Her gün yeni bilgilerin üretildiği, disiplinlerin iç içe geçtiği bir ortamda, bizi güçlü ve zinde tutacak, hızımızı artıracak parçalara ihtiyacımız var.

Her şeyi tek başımıza bilmemiz mümkün değil. İnovasyon, birbirine benzemezlerin oluşturduğu sinerjik takımlarla yapılır, yani Voltran’ı oluşturarak.


İnovasyonlarda takımların önemli olduğunu nasıl gördünüz de böyle ifade etmek istediniz?


İnovasyonu icat ve argeyle karıştırıyoruz. Halbuki bir şeyi inovasyona dönüştürülebilmesi için çok farklı birikimlere ihtiyaç var hatta mümkünse birbirine benzemeyen normal koşullarda bir araya gelemeyecek olan aktörlerin bir amaç etrafında buluşmasına ihtiyaç var. Bu olabiliyorsa inovasyonlar oluşuyor. Tek tip bir zihniyetle inovasyonu gerçekleştiremiyoruz. Bazen fikrimize aşık oluyoruz, bazen ticari düşünemiyoruz, bir şeyleri kaçırabiliyoruz. Sadece fikirler yetmiyor, sadece beyinler yetmiyor, gerektiğinde koşacak, gerektiğinde gücünü ortaya koyacak, düşünebilecek bir sürü farklı profile ihtiyaç var. Ben bunları voltran da buluşturdum.


Ülkemizdeki yetkinliklere, yeteneklere bakarak, hangi sektörde inovasyona ağrılık verip, gelecekte fark yaratabiliriz?


Türkiye inovasyon açısından hala çok bakir bir ülke. Her alanda her sektörde çok büyük inovasyon fırsatlarımız olduğunu düşünüyorum. En yoğun fırsatlarımızdan biri eğitim sektörü gibi duruyor ama esas mesela voltranı oluşturabilmekte.


Dijitalleşmeyle birlikte birçok şey değişiyor. Örneğin yapılan bu yayını covid’ten önce yapmayı düşünemezdik. Büyük veri, yapay zekâ derken sürükleniyoruz esas olarak, bunların uzağında kalmamız mümkün değil. Bunların kullanıcısı mı olacağız, yoksa bu tarz yeni teknolojileri ve araçları vesile kılarak oralardan yeni inovasyon fırsatları mı inşa etmeye çalışacağız.


Türkiye’den çıkan unicornlara da bakarsak neredeyse hepsi teknolojiye dayalı ve veri odaklı hatta veriyi kullanarak büyüyor.


Otomobili örnek olarak alırsak evet orta ve üst teknolojili bir segment ama düşük teknolojili segmentlerde de yapay zekayı, veriyi, nesnelerin internetini de kullanarak çok önemli inovasyon fırsatları yakalayabileceğimizi düşünüyorum.


İnovasyonu tetikleyen bir liderlik anlayışı şirketlere nasıl yerleşir?


Son derece dengede duran empati yeteneği çok yüksek, sahayı okuyabilen, dinamikleri çok iyi okuyup kullanabilen bir lider şirkette inovasyonu tetikleyebilir. Sen işini iyi yaparsan ben de senin arkandayım diyebilen şirketlerin inovasyonda çok hızlı ivmeleneceklerine inanıyorum.


İnovasyonda ve liderlikte belirsizlikleri kucaklamayı da sevmek gerekiyor. Düşünelim ki arabayla bir yolculuğa çıktık ve 2 kişi gidiyoruz, hava sisli ve yol kaygan. Böyle bir ortamda araba kullanmayı seven liderlerin inovasyonu hızlandırabileceğine inanıyorum.


İnovasyon için gerekli finansal kaynaklar nasıl geliştirilir?


Kurumsal perspektiften bakarak konuşmam gerekirse sadece kurum içinden değil, dışarıdan da kaynak bulunabilir. İTÜ’de Bigbang etkinliği var mesela. Hep startupların katılması gerekiyor gibi düşünülüyor ama ben o yarışmanın kurumsallara da katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ntv de ortak programını bir başka örnek olarak düşünebilirsiniz. Kaynak bulmak için çok iyi olabilir. Bir şirket içerisinde gerçekleşen inovasyon projesinin potansiyelini yeterince güçlü bir şekilde ortaya koyabilirsek finansal kaynak bulunur.


Bu potansiyeli güçlendirmemiz içinse 3 başlığa dikkat edebiliriz.

  • Meselenin kendisi oldukça önemli. Biz neyi dert edinmişiz, neyi çözmeye çalışıyoruz bunları açıklamamız lazım

  • Ticari potansiyel çok önemli. Yani güncelimizi ve vadettiği ticari potansiyeli çok iyi bir şekilde açıklamalıyız.

  • En önemlisi ise takıma güven. Proje ne olursa olsun size güveniliyorsa kaynak bulursunuz.

Fikir mi takım mı diye sorarsanız takım derim. Çünkü iyi bir takım olmayacak fikri olduracak hale getirebiliyor.


Seyircilerimizden gelen bir soru ise "İnovasyon Danışmanı olarak Kobi’leri danışmanlık almaları konusunda nasıl ikna edeceğiz?"


Bu çok temel bir konu. Undp’nin Adana ve Mersin bölgesine yönelik bir mentorlük projesinde danışma kurulunda yer almıştım ve orada şirket örneklerini inceleme fırsatı buldum.


İnovasyon, olsa da olur olmasa da olur diye düşünebileceğimiz bir şey değil. Bu durumda ister kobi, ister büyük ölçekli şirket olsun inovasyon için ikna etmek kolay değil.

İnovasyon danışmanının, şirkette kime hizmet veriyorsa “inovasyon için neden” keşfine odaklanması bence çok kıymetli. Üst yönetiminde olan patronlarla kafa kafa ya verip biz neden inovasyon yapmak zorundayız sorusunun cevabını somutlaştırmak bence çok önemli.


Pandemi ve kriz dönemlerinde inovatif olmak nasıl başarılır?


İlk adım birbirimize yakın olmak çünkü koşullar değişiyor, değişen koşullarda çok büyük belirsizlikler doğuyor ve bu belirsizlik ortamlarından çıkmanın yöntemlerinden biri de ekip arkadaşlarınızla olabildiğince yakın olmak ve iletişim kanallarını güçlendirmek. Farklı mecraları ve teknikleri kullanmak, ekip olma ruhunu daha güçlü hissetmek.

İkincisi her şeyin allak bullak olduğu bu koşullarda hayatımızda neler değişiyor sorusunu anlamlandırmaya çalışmak.


Trend olacak öncü kavramları yakalamak. Sadece güçlü sinyallere değil de zayıf sinyallere de önem vermemiz gerektiğini anlamak ve bunlarla ilgi olan değerlendirmeleri de ekip arkadaşlarımızla birlikte yapmak çok değerli.


Üçüncü olarak ise tek başımıza değerlendirmeler yapmak yerine bu değerlendirmeleri ekipçe yapmak. Örnek vermek gerekirse ekip arkadaşlarımla covid sürecinde kendi içimizdeki ayda bir olan yönetim toplantılarını haftada bire çektik, satış piyasası ile ilgili olan toplantıları ise her güne çektik, çünkü her gün değişiklikler olmaya devam ediyordu.

Son olarak ise böyle bir ortamda dahi küçük projeler başlatmanız gerekiyor çünkü bu küçük projeler ilerleyen süreçte tutkalınız durumuna gelebiliyor.



Özetlemek gerekirse 1) Birbirimize yakın olmak 2)Olabildiğince çok gözlem yapmak 3)Tek başımıza karar vermek yerine birlikte değerlendirmeler yapmak 4) Küçükte olsa projeler başlatabilmek.



Bu sağlık krizinin etkileri gelecekte şirketleri hangi alanlarda inovatif olmaya yöneltecek?


Dijital ortamlar hayatımızı değiştirmekle birlikte eski alışkanlıklarımız bazen daha baskın hale getirebiliyor bence altını çizmek lazım. Örneğin ben daha fazla okumaya başladım. Dijital eğitim platformlarında daha fazla kaydoldum, farklı kaynaklardan beslendim.

Çünkü bir taraftan dijitalleşirken öbür taraftan dijitalleşmenin getirdiği yük oluyor. Bu yükten arınmak için kendimizin de bir iyi olma halini arıyoruz. Kendimizi keşfetmeye yönelik içsel bir yolculukta şunu tetikliyor “ bugüne kadar neyi ıskaladım, neyi görmedim, görmediklerimi görebilmem için ne tip aracılara ihtiyacım var”. Burada farklı eğitim ve öğretim ortamları inanılmaz kritik hale geliyor.


Şimdi Senin Zamanın Podcastini Apple Podcast te, Spotifyda ve Google Podcast'te dinleyebilirsiniz.


Arzu Tekir'in Şimdi Senin Zamanın | Kariyerini Dönüştürmek İsteyenlere Öğrenilmiş Dersler Kitabı'nın içeriğini incelemek ve satın almak için tıklayın. Yurtdışında yaşayan okuyucular, bu kitabı ve sevdiğiniz diğer kitapları Kitap Yurdu'ndan çok uygun bir posta ücreti ile satın alabileceğinizi biliyor muydunuz?


Kariyer Dönüşüm Akademisi Instagram ve Linkedin sayfalarını, Arzu Tekir - Out of the Box Talks YouTubeprogramlarını takip etmeyi ve bir de beğendiğiniz içerikleri ve programları paylaşmayı unutmayın.